Her Yüz Senede Bir Müceddid Gönderilir

Müceddid kelimesinin sözlük anlamı “dini canlandıran, yenileyen”dir. Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde her yüzyıl başında dini hakikatleri devrin ihtiyaçlarına göre açıklamak üzere gönderilen bir zattan söz edilmiştir. Bu zat aynı zamanda Peygamberimiz (sav)’in varisidir:

Ebu Hüreyre’nin rivayetine göre; Resulullah (sav) şöyle buyurmuş: Gerçekten Aziz ve Celil olan Allah her yüz sene başında şu ümmetin dinini bidatten ayıracak, yenileyecek (ilim sahibi) bir zatı gönderir. (Sünen-i Ebu Davud, 5/100)

Büyük İslam alimi İmam Rabbani’nin bu konudaki açıklaması şöyledir:

Her yüz sene başında bu ümmetin uleması arasından bir müceddid gelecek ve şeriatı ihya edecektir. (Mektubat-ı Rabbani, 1/520)

Bediüzzaman Said Nursi de bu konu hakkında şunları söyler:

Ashâb-ı Kütüb-i Sitte’den İmam-ı Hâkim’in “Müstedrek”inde ve Ebu Dâvud’un “Kitab-ı Sünen”inde, Beyhaki “Şuab-ı İman”da tahric buyurdular (meydana koydular): “Her yüz senede bir, Cenab-ı Hak bir müceddid-i din (dini yenileyen) gönderiyor…” (Barla Lahikası, 119)

Bediüzzaman Hicri 12. yüzyılın “müceddidi”nin Hazret-i Mevlana Halid, olduğunu söyler. (Barla Lahikası120) Risale-i Nurlar’ın da Hicri 13. yüzyıl için bir “müceddid” hükmünde olduğunu şöyle ifade eder:

Madem tam yüz sene sonra, aynen dört cihette tevafuk ederek Risale-i Nur eczaları aynı vazifeyi görmüş… Kanaat verir ki –nass-ı hadis (hadisin açık ifadesi) ile- Risale-i Nur tecdid-i din (dini yenileme, canlandırma) hususunda bir müceddid hükmündedir.” (Barla Lahikası, 121)

Bediüzzaman Said Nursi ise Hicri 13. yüzyılın müceddidir. Bediüzzaman Hicri 14. yüzyılın “müceddidi”nin de Hz. Mehdi (as) olacağını müjdelemiştir:

“Şimdi İslamlar içinde Nur-u Kuran’a muhalif haletlerin (hallerin) ekserisi o su-i kasdların ve Sevr Muahedesi (Anlaşması) gibi gaddarane muahedelerin (anlaşmaların) vahim neticeleridir. Eğer şeddeli (mim) dahi şeddeli “lamlar” gibi bir sayılsa, o vakit bin ikiyüz seksendört e-der. O tarihe Avrupa kafirleri devlet-i İslamiye’nin nurunu söndürmeğe niyet ederek on sene sonra Rusları tahrik edip Rus’un doksanüç muharebe-i meş’umesiyle (kötü savaşıyla) alem-i İslam’ın parlak nuruna muvakkat (geçici) bir bulut perde ettiler. Fakat bunda Resail-in-Nur şakirdleri yerine Mevlana Halid’in şakirdleri o bulut zulümatını dağıttıklarından bu ayet bu cihette onların başlarına remzen (işaretle) parmak basıyor.

Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli “lamlar” ve (mim) ikişer sayılsa bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar ise, Hazret-i Mehdi’nin şakirdleri olabilir.” (Şualar, Birinci Şua, s. 85)

Yukarıdaki açıklamada görüldüğü gibi Bediüzzaman, İslam aleminin üzerindeki zulüm ortamının kendisinden “bir asır sonra” ancak Hz. Mehdi (as) vesilesi ile dağıtılacağını söylemiştir. Kendisinden bir sonraki yüzyılda yani Hicri 1400′lü yıllarda Hz. Mehdi (as)’ın yapacağı çalışmalarla, Müslümanların büyük sıkıntılardan kurtulup feraha kavuşacaklarını açıklamıştır.

Reklamlar

Cevapla

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s